Ben Nasıl Gezgin Oldum?

Tamam, biliyorum bir önceki yazıda “gezgin olunmaz, gezgin doğulur” dedikten sonra, “bu başlık ne şimdi” değil mi?

Değil! Bakın bu DRD4-7r geni var ve kesinlikle etkili! Bilime karşı çıkacak değiliz. Hatta bana bunun kimden geçtiğini de çok iyi biliyorum: Suçlu, daha ben çocukken bolca dinlediğim, “evden çıkmış, bir süre haber alınamamış, meğer birden karar verip Londra’ya gitmiş” benzeri çeşitli anıları, ailede dilden dile anlatılan, babamın teyzesi Huriye teyzedir! Ondan babama da geçen genler, bende de devam etmiş belli ki! Ama işte ben diyorum ki sırf gen yetmez! Ne yetenekler harcanıp gitmiştir şu hayatta uygun ortamda yetişmedikçe ☺ Yani “bende bu gen nasıl yeşerdi?” asıl konumuz bu ve bu yazıda da onu anlatacağım için, başlığımız böyle oldu! Haydi “uzanıp” çocukluğuma dönelim öyleyse:

“Seyahat, gideceğimiz yerde değil, yola çıktığımız anda başlar”! İşte 3 kişilik çekirdek ailemizin her tatile çıkıştaki değişmez sloganı buydu. O sebeple arabaya yolluklar yüklenir, müzik dinlemek için kasetler alınır ve yolda babam geçtiğimiz yerleri bize üzerinde anlatsın diye de haritamız baş köşeye konurdu.

Sonra başlardı şarkılı türkülü, yollukları yemeli, bazen de kavgalı gürültülü yolculuklar. Babam bir patika gördü mü “ah, merak ettim, hadi bakalım burası nereye çıkıyor” diyerek aniden yoldan sapar, bunun üzerine annem de, tam bu anlar için hazırladığı köfteli sandviçleri devreye sokarak uzayan yolumuza kalori desteği sağlardı.

İşte o gün bugündür, ben gerçekten de seyahatlerimin yolculuk kısmını da en az gittiğim yerdeki keşiflerim kadar severim. Hele ki uzun kara ve özellikle de deniz yolculuklarına bayılırım.

Ancak ailecek yapılan bu seyahatler, genellikle “tatil” amaçlıydı ve her ne kadar bendeki Evliya Çelebi’nin tohumlarını atsa da, kendisini tam olarak harekete geçirdiğini söylemek doğru olmazdı.

Benim seyahat etmeye aşık olduğumu ve seyahat etmeden asla yaşayamayacağımı anlamamsa daha sonraları, ta 26 yaşımda ilk yurtdışı seyahatimi yaptığımda oldu.

Amsterdam’da yaşayan bir arkadaşımın davetiyle en ucuzundan charter biletler alındı, o zamanlar THY’nin charter uçuşlarının kalktığı korkunç C terminalinde gurbetçi amcalar ve hacı teyzelerle birlikte sıraya girildi ve macera başladı.

Amsterdam’a varıp da havaalanından şehir merkezine giden metrodan inince, gardan dışarı çıkıp şehirle karşılaştığım o ilk anı hiç unutamam. Ama anlat derseniz de anlatamam! Çünkü tarifi mümkün olmayan bir duygular bütünü, bir heyecan, bir coşku, bir ürperti, bir mutluluk karışımıydı. Birden içimi kapladı ve nefesimi kesti. Tıpkı ilk aşk gibi, kalbimi hızla attırıverdi. Artık ne kadar yoğunsa, kilometrelerce öteden annem bile, klasik “biz vardık, merak etme” telefonunu ettiğimde, sesimde o güne kadar hiç duymadığı bambaşka tonda bir coşku duyduğunu söylemişti.

Yanlış anlaşılmasın, Amsterdam değildi özel olarak bende bu hisleri yaratan (ki ileride böyle yerler de olacaktı). O anda aşık olduğum şey, seyahat etmenin ta kendisiydi. Bilinmeyenin keşfi… Merak… Heyecan… Belki biraz tedirginlik… Konfor alanından çıkmış olmanın verdiği o tuhaf, bazen ürkütücü ama aslen muazzam özgürleşme duygusu! Hepsi bir aradaydı… Tarifsizdi… Beni ancak bu virüsle enfekte olmuş gezginler anlar da diyemem çünkü aynı virüs bile her bünyede farklı bir reaksiyon yaratmıyor mu?

İşte beni de bu şekilde çarpmıştı demek! Açıklayamıyordum ama şunu çok iyi biliyordum: Artık seyahat etmeden yaşayamazdım!

“Peki bu seyahatte neler yaşadınız? Başka aşklar da doğdu mu yol boyunca?” derseniz… Eh, onlar da sonraki yazılara kalsın ☺

7 yorum

  1. Fotoğraftaki küçük kıza ve küçük valize bayıldım.Yazın çok samimi.İnsanda o anda olma ,o anı yaşama isteği uyandırıyor.Halayı da merak ettim yani…

    1. Kuzennn, çok teşekkürler :)… Bu arada Huriye teyze baba tarafımdan diye hala oldu di mi? Ama benim için hep Huriye teyze… Efsane Huriye teyze… Yemekte tatsız konular konuşulmaz deyip, konuşulursa “la la laaa” diye şarkı söylemeye başlayan efsane teyze 🙂 Ben ne yazık ki onun seyahat yaşlarını kaçırdım, ancak dinledim onları ama böyle anılar paylaştım onunla <3

  2. Gezgin olma hikayenizi ve seyahat edereken hissettiklerinizi ne kadar içten anlatmışsınız.Ailenizle seyahat hikayenizi okurken küçüklüğümde ailecek yaptığımız seyahatler gözümde canlandı.Eminim paylaşacağınız çok ilginç ve eğlenceli anılarınız vardır. Gelecek yazılarınızı merak ve heyecanla takip edeceğim.
    O küçük kız çocuğunun heyecanını hiç kaybetmemeniz dileklerimle..

    1. Çoook teşekkür ederim 🙂 Ne güzel yazmışsınız… Demek ki duygularım geçmiş yazımdan, çok sevindim. Takibiniz beni çok mutlu etti. Yeni yazılar çok yakında… Sevgilerimle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir